30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'NIN 86. YILI KUTLU OLSUN !


30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI'NIN
86. YILI YÜCE VE ASİL TÜRK MİLLETİNE
KUTLU OLSUN.
'' BÜYÜK İŞLERİ YALNIZ BÜYÜK MİLLETLER YAPAR. ''


ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN-I ŞERİF


YÜCE VE ASİL TÜRK MİLLETİNİN
RAMAZAN-I ŞERİF'İ
MÜBAREK OLSUN.

BAŞSAĞLIĞI


11 AĞUSTOS 2008
GÜNÜ
ERZİNCAN'IN KEMAH İLÇESİNDE,
BÖLÜCÜ HAİNLERİN
KAHPE SALDIRISI SONUCU
9 VATAN EVLADIMIZ ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR.
ASİL TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NİN
9 KAHRAMAN EVLADINA
YÜCE YARATICIMIZDAN RAHMET ,
YÜCE TÜRK MİLLETİNE DE
BAŞSAĞLIĞI DİLERİM.

'' Hakan AKBAŞOĞLU ''

YAŞAR BÜYÜKANIT


ULU ÖNDER
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ' ÜN
İLKE VE İNKILAPLARINA
GÖNÜLDEN BAĞLI,
ASİL TÜRK ORDUSUNUN
GENEL KURMAY BAŞKANI,

ORGENERAL SN.YAŞAR BÜYÜKANIT'A
EMEKLİLİK HAYATININ
HAYIRLI OLMASINI DİLERİM.
YÜCE TÜRK MİLLETİ
VE
ASİL TÜRK ORDUSU SİZİ ASLA UNUTMAYACAKTIR.

İLKER BAŞBUĞ


KARA KUVVETLERİ KOMUTANIMIZ , ORGENERAL SN.İLKER BAŞBUĞ'A
GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI GÖREVİNDE
BAŞARILAR DİLERİM.
'' Hakan Akbaşoğlu ''

BİL OĞLUM


gün gidende ay gelende gel oğlum
cihan yanar sen gülende gül oğlum
bir yol vardır hakk yoludur bul oğlum
yeri bilmek göğü bilmek bil oğlum

çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
çakal gezen şu dağlarda gez oğlum

gez oğlum
vatanına göz dikeni ez oğlum.!
dostun kim düşmanın kim sez oğlum
tarihini şerefinle yaz oğlum
yaz oğlum.!

gez oğlum
vatanına göz dikeni ez oğlum.!
dostun kim düşmanın kim sez oğlum
tarihini şerefinle yaz oğlum
yaz oğlum.!

senden gider sonsuzluğa yol oğlum
dört bir yana salmalısın kol oğlum
ekmeğini aç olanla böl oğlum
haram yeme, hakk uğruna öl oğlum.!

çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
hain gezen şu dağlarda gez oğlum

gez oğlum
vatanına göz dikeni ez oğlum.!
dostun kim düşmanın kim sez oğlum
tarihini şerefinle yaz oğlum
yaz oğlum.!

gez oğlum
vatanına göz dikeni ez oğlum.!
dostun kim düşmanın kim sez oğlum
tarihini şerefinle yaz oğlum
yaz oğlum.!

zulum dolu saltanattan in oğlum
zalimlere duymalısın kin oğlum
nefis kibir mantık yutan dev oğlum
mağrur olma insanları sev oğlum

çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
hain gezen şu dağlarda gez oğlum

gez oğlum
vatanına göz dikeni ez oğlum.!
dostun kim düşmanın kim sez oğlum
tarihini şerefinle yaz oğlum
yaz oğlum.!

gez oğlum
vatanına göz dikeni ez oğlum.!
dostun kim düşmanın kim sez oğlum
söz ver bana geç karşıma söz oğlum

SEVDALI ŞEHİT


Yıldızları toplayıp matarama koyarken
Anlıma değen kurşun kaderimle buluştu
Götürdü kurşun beni uzak ülkelere
Geceni yet etti şafaklarla bölüştü şafaklarla bölüştü
Yıldızları al götür nazlı yârime yetir
Ona gidemem ana onu kabrime getir
Ah ana ben ölürmüyüm acep yok olurmuyum
Nazlı yârin dilinde ad olur kalırmıyım
Mataram yıldız dolu yar için sakla anne
Her gün benim yerime papatya kokla anne
Kavuşuruz ötede düşlerde bekle anne
Ben nazlımdan ayrıldım dağlar dağa kavuştu dağlar dağa kavuştu
Nazlı yar beklemesin kınayı saklamasın
Sürsün pamuk eline kabrime gelsin anne
Ah ana ben ölürmüyüm acep yok olurmuyum
Nazlı yârin dilinde ad olur kalırmıyım
Ana beni sakın sakın öldü bilme
Canımda can gitti deme
Koparsa yine bir fırtına ve kem göze gelirse yurdum
Bu toprak taşırmı beni kudururum
Anafartada gelincik Sarıkamış'ta kardelendim
Sakarya'da boy verdi diktiğim fidan
Ana şimdi sana ağlama derim ya
Bilirim sen gine ağlayacaksın
Göz pınarların ne zaman kurudu ki
Şimdide kurusun
OLSUN BE ANA VATAN SAĞOLSUN

ÖLÜRÜM TÜRKİYEM


Baş koymuşum Türkiyemin yoluna
Düzlüğüne yokuşuna ölürüm
Asırlardır kır atımı suladım
Irmağının akışına ölürüm,TÜRKİYE''M

Sevdalıyım yangın yeri bu sinem
Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem
Pınarlardan su doldurur Eminem
Mavi boncuk takışına ölürüm,TÜRKİYE''M

Düğünüm, derneğim, halayım, barım,
Toprağım, ekmeğim, namusum, arım
Kilimlerde çizgi çizgi efkarım,
Heybelerin nakışına ölürüm,TÜRKİYE''M



SENİN GÖLGENDE DOĞDUM !


SENİN GÖLGENDE DOĞDUM.
SENİN GÖLGENDE ÖLECEĞİM !
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...

BU BİLEK BÜKÜLMEZ !

YÜCE VE ULU
TÜRK MİLLETİNİN
MİRAÇ KANDİLİ MÜBAREK OLSUN !

GÜNGÖREN DE KAHPECE YAPILAN BOMBALAMA OLAYI !

27 TEMMUZ 2008 GÜNÜ
İSTANBUL GÜNGÖREN DE BÖLÜCÜ ŞEREFSİZLER
TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN
HAİNCE
BOMBALAMA OLAYINI
ŞİDDETLE KINIYORUM !
HAİN SALDIRI DA
HAYATINI KAYBEDENLERE
YÜCE YARATICI'DAN RAHMET,
YARALANANLARA ACİL ŞİFALAR DİLİYORUM !

TÜRK'ÜN KANI YERDE KALMAZ !



ÜZÜLME MEHMET'İM !
DÖKÜLEN KAN YERDE KALMAZ.
ER YA DA GEÇ İNTİKAMI ALINIR !

TÜRKİYE MEHMETÇİĞE , MEHMETÇİK TÜRK MİLLETİNE EMANETTİR !


BİR TARİH
HER TÜRLÜ İMKANSIZLIĞA RAĞMEN
ONLAR SAYESİNDE YAZILDI !
TEK VARLIĞI
CANLARI OLAN MEHMETÇİK
İLE...

KOMANDO


YÜCE YARATICI'YA EMANET OLUN !
HER ZAMAN VE HER YERDE
KOMANDO !

BİNGÖL'DE ŞEHİT EDİLEN 33 ASKERİN , ŞEHADETE ERDİKLERİ YERDE ŞİMDİ ANIT MEZAR VAR !


YÜCE VE ULU TÜRK MİLLETİ SİZLERİ ASLA UNUTMAYACAKTIR !
RUHLARINIZ ŞAD VE MEKANINIZ CENNET OLSUN.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...

BİNGÖL'DE 33 ASKERİN ŞEHİT EDİLMESİ - 1993



33 erin şehit olduğu 12 yıl önceki katliamdan sağ kurtulan üç asker, yaşadıklarını anlattı.

Yıl 1993. Malatya’dan iki sivil midibüse biniyorlar. Hepsi sivil giysili. Üniforma ve postalları çantalarında. Hiçbirinde silah yok, kendilerine refakat eden tek bir askeri personel de. Saat 18.00. Bingöl’e 10 kilometre var. Dağlık, dar bir yol. Birden silah sesleri yankılanıyor. İlk virajı geçtiklerinde, 50 PKK’lının karşı yönden gelen Bingöl Tur’a ait bir otobüsü durdurup, çoğunluğu terhis olmuş ya da dağıtıma giden sivil erlerden oluşan 50 yolcuyu esir aldığını görüyorlar. Şoföre bağırırlar; ‘Geri dön!’ Şoför oralı olmaz. Zaten 4 saatlik yolda 3 mola vermiş... Otobüsün kapısını, ‘Orada ben yoktum’ diyen Şemdin Sakık, o zamanki adıyla ‘Parmaksız Zeki’ açıyor.

OSMAN PARTAL ANLATIYOR

Trabzonluyum. İki midibüsteki toplam 50 askerden biriydim. Van-Özalp’taki birliğime gidiyordum. Yol boyunca gereksiz molalar veren şoför bir ara lastik patladığını söyleyip durdu. Lastiğin patlamadığını, krikoya dokunmadığını gördüm. Aksın altına girdiğinde birileriyle konuşma yaptığını duydum. Galiba telsizle konuşuyordu. Şemdin Sakık, şimdi Hürriyet’te yayımlanan açıklamalarında ‘Eylem planlanırken buradan askerlerin geleceğini bilmiyorduk’ diyor. Yalan söylüyor. Çünkü ilk otobüsün en ön koltuğunda oturuyordum. Yolumuzu kestiklerinde şoförün kapısını bizzat Sakık açtı. Toprak rengi üniforması vardı üzerinde, aynı renk kasketi ters takmıştı. Omuzundaki tüfeğin namlusu yere bakıyordu. Şoföre, diğer otobüsün nerede olduğunu sordu. ‘Arkada, geliyor’ cevabını aldı. İki dakika sonra diğer otobüs düştü pusuya. Yani bizi bekliyorlardı.

DOĞULU-BATILI DİYE AYIRDILAR

Geceyarısına kadar teröristlerle yürüdük. Mola verildiğinde niçin kaçırdıklarını, amaçlarını sorduk. ‘TC ateşkes ilan edince, iki gün içinde sizi serbest bırakacağız’ dediler. Saat 01.00 sularıydı. Sakık’ın talimatıyla tek sıra olduk. Şemdin Sakık nereli olduğumuzu sorup, Doğulu-Batılı diye bizi iki gruba ayırdı. Sakık, doğulu olmayan benim de içinde olduğum 34 kişinin eğitim kampına götürülmesini söyledi. Dağda koşar adım yürümeye başladık. Bize eşlik eden teröristler sürekli değişiyordu. Toplam 300 kişiydiler. Bir köye gittik. Kapısını çaldıkları evlerden başka teröristler çıkıp gruba katıldı. Kimi terörist evlere gidip istirahat etti. Bir ahıra soktular bizi öldürmek için. Sonra vazgeçtiler. Tekrar yürümeye başladık. Sabahı göremeyeceğimi düşünüyordum. Yıldızlara son kez bakıp annemi, babamı, köyümü düşündüm. Bir ırmaktan geçerken su içtik. Dağ yoluna çıktık. Davranışları sertleşti. Durdurdular. Saat 03.00 sıralarıydı. Yolun kenarına dizilmemizi istediler. Kolkola girip sıklaşmamızı istediler. Yanımdaki arkadaşıma ‘Devrem bizi vuracaklar’ dedim.


DEVREMİ ÖLÜ GÖRÜNCE BAYILDIM


Tir tir titriyordum. Kalaşnikof, Bixi ve Kanvasların emniyetlerini açtılar. Sonumuzun geldiğini anladım, kelimeyi şahadet getirip kendimi yere attım. Taramaya başladılar. Dizime bir mermi isabet etti. Vurulanlar üzerime düşüyordu. Kafamı koruyordum. Hepimizin öldüğünden emin olmak için yüzlerce mermi yağdırdılar. Gittiklerini, seslerin uzaklaşmasından anladım. Altı yedi arkadaşım sağdı henüz. Diğerleri paramparçaydı. Can çekişenler, hırıldayanlar, ağlayanlar, inleyenler... Su istiyorlardı. ‘Anne, anne’ diye bağırıyorlardı. Öldüğümü zannediyordum. Kendimi çimdikledim, ölmemişim. Devremi beyni parçalanmış görünce bayılmışım.

Bizi yan yana dizip 1570 mermi sıktılar

Ayılınca şehit arkadaşlarımı sırt üstü çevirdim. Dokunduğum her uzuv elimde kalıyordu. Beyin, ayak... Yardım aramak için yukarı doğru koşmaya çalıştım. Kan kaybediyordum. Asfalta çıktım, bir kamyonla yakındaki Elmalı Karakolu’na gittim. Olanları anlattığımda dinleyen jandarmalar ağlamaya başladı. Helikopter, tanklar geldi. Şehitleri aldık. Olay yerinde 1570 mermi kovanı bulundu. Yani silahsız erlerin herbiri için 50 mermi kullanmışlardı...

Şoför biliyordu

ERKAN OMAY ANLATIYOR

Adanalı hemşerim Mehmet Tura’yla Manisa-Kırkağaç’ta acemi eğitimimi tamamladım. 24 Mayıs sabahı, jandarma komando olarak Siirt’teki birliğimize gitmek üzere Malatya’dan iki sivil midibüse bindirildik. 50 askerin hiçbirinde silah yoktu. Bizi koruyan refakatçı da. Bingöl’e 10 kilometre kaldığını belirten tabelayı geçtik, ilk dönemeçte silah sesleri duyduk. Saat 18.00’di. Karşı yönden gelen Bingöl Tur otobüsünü tarayan 50 kadar PKK’lı, çoğunluğu bizim gibi asker olan yolcuları indirmişti. Şoföre geri dönmesi için bağırdım. Duymazdan geldi. Zaten tuhaf şekilde, 4 saatte 3 mola vermişti. Bizi indiren PKK’lılar ‘Geleceğinizi biliyor, sizi bekliyorduk’ dedi. O sırada feryat figan, yaşlı bir adam çıktı karanlıklardan. ‘Oğluma ne yaptınız’ diyordu. Adını söyleyince oğlunun otobüslerde olmadığı anlaşıldı. Çok yaşlı olduğu için babaya dokunmadılar. Geldiği gibi gitti. O baba sayesinde kurtulduk. Hepimizin öldüğü sanılıyordu. Askere gidip sağ kalanlar olduğunu söylemeseydi teröristler hepimizi öldürecekti.

YANLIŞLIKLA 9 ŞEHİT DAHA

Sürekli yürüyorduk. Ertesi gün 12.00’de silah seslerinden askerlerin yaklaştığını anladım. Asıl harekat 16.00’da başladı. Sikorsky ve F-16’lar uçuyordu tepemizde. PKK’lılar kazma kürek çıkarıp siper kazdı, kayalıklara saklandı.

Bizi hedef olarak ortada bıraktılar. Askerimiz, yanlışlıkla içimizdeki 9 eri şehit etti bu yüzden. Müthiş bir yağmur vardı. Bizi kalkan olarak kullanan Şemdin Sakık bir ara yanımıza geldi, sağ kaldığımızı görünce şaşırdı. Teröristler geri çekiliyordu. 13 kişi kalmıştık. Kurşuna dizilenlerin arasından kurtulan Osman Partal da aramızdaydı. Ellerimizi çözmeyi başardık. Kaçmaya başladık. Karşılaştığımız birkaç teröriste ‘Bizi serbest bıraktılar’ dedik. İnandılar. Birbirimizden ayrılmış, askerlerin bulunduğu yöne koşuyorduk. Bulduğum bir dala beyaz mendil bağladım, bir yandan bağırıyordum. Tükendiğim anda korucular ve askerlerden oluşan timle karşılaştım. Mavi berelileri görünce ağlamaya başladım. Komutan ‘PKK’lı var mı içinizde?’ diye sordu. Sonra sarılıp hepimizi tek tek öptü. Bingöl Cezaevi’ndeki bir koğuşa götürdüler bizi. Elbiselerimizi değiştirdik. Evlerimize telefon edebileceğimizi söylediler. Kafam durmuştu yaşadıklarımdan sonra. Evin telefon numarası bir türlü aklıma gelmediği için arayamadım.

ERKAN UMAY ANLATIYOR

10 kişilik yakın korumaları arasındaki, ‘hemşire’ diye hitap ettikleri kadın bizimle alay etti. Sakık, ‘Sorunumuz rütbelilerle, size bir şey yapmayacağız’ dedi. Her birimize nereli olduğumuzu sordu. Aramızda Denizli ve Konya’dan olanlar çoğunluktaydı. Hemşerilerden oluşan timler daha başarılı olur, tehlikelidir diye bir kenara ayırdılar. Şehit olan 33 arkadaşımızın çoğunun bu iki ilden olmasının nedeni bu. Bu arada bir er ‘Ben Kürt’üm’ deyince PKK’lı ‘Kürt-Türk fark etmez. Asker askerdir. Biz askere düşmanız’ dedi. Tek sıra olmamızı istediler. En başta ben vardım. Mehmet Tura 6’ncıydı. Yan yana olalım diye gittim, 7’nci oldum. ‘Baştan 6 kişi gelsin’ dediler. Diğer sıralardan aldıkları 6’şar kişiyle bir grup oluşturdular. ‘Kolkola girin’ deyip götürdüler. Arkadaşlarımız kolkola ölüme gittiler.

SİLAHLAR 10 DAKİKA HİÇ SUSMADI

Derken yer gök Kalaşnikof cayırtısına boğuldu. Kalaşnikoflar 10 dakika boyunca hiç susmadı. Mehmet’in bana son bakışını unutamıyorum. Sırada yer değiştirmesem, onun önünde dursam beni götüreceklerdi, Mehmet ölmeyecekti. Adana’da ticaret lisesinde sevdiği bir kız vardı. Terhis olur olmaz evleneceklerdi.

Askerin üniformasını çıkartıp kendisi giydi

ERKAN OMAY ANLATIYOR

Sayıları 150’yi bulan PKK’lıların silah tehditi altında yürümeye başladık. Bir köyün alt tarafında durduk. 15 yaşındaki terörist ‘200 metreden sigarayı bile vururum’ diyerek böbürleniyordu. İçimizde komando olup olmadığını sordu. Tişörtümde ‘Kırkağaç-Komando’ yazıyordu. Beyaz gömleğimi çıkarmamı istediler.Devrem Konyalı Adnan Gebeş’in verdiği parkayı giyip, bunu sakladım. Bu sırada teröristler el koydukları çantalarımızda bulunan üniforma ve postallarımızı giydi. Türk askeri kılığına büründüler. Ellerimizi sicimle bağladılar. Mehmet Tura’yla kaçmaya karar vermiştik. Tuvalet bahanesiyle elimi çözdürdüm. O sırada korkunç suratlı bir terörist gelip Kalaşnikofu ağzıma soktu. ‘Bir daha kaçmayı aklından geçirirsen beynini dağıtırım’ dedi. Sabahın 02’sine kadar yürüdük. Elebaşı Şemdin Sakık, Türk askeri üniforması giymiş, elindeki telsizle emir yağdırıyordu.

Üstün başarılı işsiz

Erkan Omay, Diyarbakır Askeri Hastanesi’nde bir hafta psikolojik tedavi gördü. Hava değişiminden sonra havancı jandarma komando olarak Eruh’taki birliğine katıldı. Sevkiyatın yine korumasız otobüslerle yapıldığını görünce tepki gösterdi, birliğine uçakla gönderildi. Katıldığı operasyonlarda çok sayıda üstün başarı belgesi aldı. Şu anda işsiz olan Omay, ‘En ufak bir şey olsun, askere gönüllü giderim’ diyor.

OSMAN PAMUKOĞLU KİMDİR ?


1947 yılında Sinop'un Gerze ilçesinde doğmuştur. Selimiye Askeri Ortaokulu, Kuleli Askeri Lisesi, Kara Harp Okulu, Piyade Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Milli Güvenlik Akademisi'nde öğrenim yapmıştır.

11 yaşından itibaren 43 yıl üniforma giymiştir. On yıl piyade subayı, 16 yıl kurmay subay olarak, kıta komutanlıkları ve karargah subaylığı görevlerinde bulunmuştur. 1993'de Tuğgeneral'liğe terfi etmiş, 1997'de Tümgeneral'liğe yükselmiştir. 2002'de Tümgenerallikten emekli olmuştur. 1990-1992'de Edirne-Uzunköprü'de 42'nci Piyade Alay Komutanlığı, 1993-1995'de Hakkari'de Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı,
�1998-2000'de Kıbrıs'ta 28'nci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı, 2000-2001'de İstanbul'da Piyade Okul Komutanlığı vazifelerini yapmıştır.

Osman Pamukoğlu, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 kez Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı ve 5 kez Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı almıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

MEÇHUL ASKER


ÇANAKKALE SAVAŞLARI SIRASINDA
BİR ANZAK ASKERİ TARAFINDAN GELİBOLU YARIMADASINDAN ALINARAK
AVUSTRALYA'YA GÖTÜRÜLEN
TÜRK ASKERİNE AİT KAFATASI...
AVUSTRALYA HÜKÜMETİNCE 10 MART 2003 GÜNÜ
TÜRK MAKAMLARINA TESLİM EDİLMİŞ
VE
18 MART 2003 GÜNÜ DEFNEDİLMİŞTİR.