Eşref Bitlis’in uçağının 17 Şubat 1993 yılında Ankara Yeni Mahalle Posta İşletme Merkezi’ne düşmesine, 03 Nisan 1997 tarihli TBMM Susurluk Komisyon Raporu’nda geniş yer ayrılmıştı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kaza Kırım ve Uçuş Kurulu raporuna göre 10011 numaralı Beechcraft Super Kıng Air B 200 tipi uçağın buzlanma sonucu düştüğü belirtilmişti. İTÜ öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan raporda ise, buzlanmaya ilişkin “yeterli ve tatminkar” bir delilin olmadığı vurgulanmıştı. “Sabotaj ihtimali gözden ırak tutulmamalıdır” denilen Susurluk Raporu’nu hazırlayan komisyona 18 Şubat 1997 tarihinde ifade veren Hüseyin Oğuz da, Eşref Bitlis’in, uçağın içine pilot elbisesi ile sokulan C-4 bombası ile öldürüldüğünü, Bursalı nöbetçi bir askerin de bunu gördüğünü iddia etmişti.
Hüseyin Oğuz, 19 Ocak 2009 tarihinde Sabah Gazetesi’nden gazeteci Ecevit Kılıç’a verdiği röportajda da; Yüksekova çetesini araştırırken sorguladığı JİTEM mensubu K.B. isimli PKK itirafçısının “Bahtiyar Aydın’ı bizim arkadaşlar öldürdü.” dediğini öne sürmüştü. Oğuz, aynı itirafçının, Eşref Bitlis Paşa’nın öldürülmesinde de rollerinin bulunduğunu itiraf ettiğini iddia etmişti. Aydın Paşa’nın vurulmasına ilişkin yürüttüğü soruşturmadan “Devlet zarar görür” denilerek el çektirildiğini ileri süren Hüseyin Oğuz, Bahtiyar Aydın’ın neden öldürüldüğüne ilişkin soruya, “Çünkü, eroin kaçakçılığıyla mücadele ediyordu. Silah kaçakçılığına da engel oluyordu. Yani rantlarını kesiyordu. Bir de bölge halkının yanında olan bir generaldi. Halkla iç içeydi. Sürekli halkın kazanılması gerektiğini söylüyordu. Terörle mücadelenin halkın desteğiyle biteceğini, bunun için de örgüte katılımları engelleyecek önlemlerin alınmasından ısrar ediyordu.” cevabını vermişti.. Oğuz, suikastte kullanılan Kanas marka silahın da, TSK kayıtlarındaki bir silah olmadığını, kaçakçılar aracılığıyla Türkiye’ye sokulduğunu öne sürmüştü.